COVİT-19 SONRASI DİJİTAL İNSAN VE TÜRKİYE


COVİT-19 SONRASI DİJİTAL İNSAN PROJESİ VE TÜRKİYE

Küreselleşme sürecinin, yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde, dünya üzerinde mevcut külfet ve nimet dağılımındaki adaletsizliği gün yüzüne sermesi ve buna eklemlenen can güvenliği sorunu neticesinde insanlığın gündemine sunduğu iki önemli husus şunlardır: Bir, mazlum insanların yaşam kaygısı ile “uluslar arası göç dalgasına” itilmesi; iki, korona virüs salgını ile insanlığın can korkusuyla “eve kapanmak” zorunda kalması. Bu iki sürecin arka planında küreselleşmenin zamanı ve mekanı daraltan özelliği yatmaktadır. Şöyle ki dünyanın bir ucunda gelişen bir hadisenin kısa bir süre sonra dünyanın diğer ucundaki insanı da etkileyecek bir süratte yayılmasının önünde hiç bir engel kalmamıştır. Zira, zikredilen bu iki hadisenin ilkinde, belki küreselleşmenin gücünü elinde tutan ülkeler sınırlarını sıkı bir şekilde kapatarak göç dalgasından ülkelerini koruyacağını zannına kapılsa da ikinci gelişme olan virüs salgınında sınırları kapatmanın da bir işe yaramadığını binlerce kayıp vererek ağır bir şekilde ödemektedirler. 

Yaşanan tüm bu süreçlerin ilkinde, yani göç dalgasında, Batı zihniyetinin kendi medeniyet algısının dışındaki insanları nasıl ötekileştirerek ne kadar acımasız olduğunu, Yunanistan’a geçmek isteyen göçmenlere sınır boylarında nasıl davranıldığını ve Avrupa ülkelerinin bu insanlık dıramına nasıl çanak tuttuğunu tüm dünya canlı yayınlarla izleyerek şahitlik etti. İkincisi ise korona virüs salgını hadisesinde ise Batı zihniyetinin vahşi kapitalizmin bir sonucu olarak kendi yaşlılarını huzur evlerinde nasıl ölüme terk ettiğini ve Batı devletlerinin birbirlerine ait maskelere gümrüklerde nasıl el koymak için çağdaş haydutluğa yöneldiklerini tüm dünya seyretti. 

Şimdi tarihin bu önemli dönemecinde cevaplanması gereken soru şudur: İnsanlığın küreselleşme neticesinde girdiği bu girdaptan kurtulmasının yolu nedir? Diğer bir ifade ile vahşi kapitalizmin yeni bir maske giyerek insanlığı yeniden köle gibi sömürmesine izin vermemek için nasıl bir medeniyet hamlesi yapılmalıdır? Bugün üzerinde durulması gereken en önemli sorun budur. Eğer bu soruya cevap üretilip harekete geçilmezse, insanlığı, bu günleri de arayacağı daha zor süreçler beklemektedir. 

Zira insanı makine olarak gören ve homo economicus (ekonomik insan) olarak tasavvur eden bir zihniyetin bugün iflas ettikten sonra, kendilerinin mümessili olan uluslararası kurum ve kuruluşlar aracılığı ile sizi artık virüs salgınlarından koruyacağız diyerek başta Afrika ülkelerin olmak üzere mağdur devletlere kredi vermek için vatandaşlarınıza “cip takma”  zorunluğu getirin diye teklif sunması, Batı zihniyetini bir türevi olan küreselcilerin çağdaş köle misali kullanabileceği “dijital insan” tasavvuru ile yola yeniden koyulma niyetinde olduğunun ip uçlarını bize vermektedir.

Dünya genelinde bu süreçler yaşanırken Türkiye açısından yapılması gereken işe şudur: Vakit kaybetmeden geniş bir dünya coğrafyası üzerinde gönüllere hitap eden derin bir müktesebata sahip olan sahih kadim medeniyet tasavvurumuzun, istikrarlı bir siyasi yapıya nasıl bir sistemle dönüştürülüp hayata geçirilebileceği hususunda kafa yormaktır. 

Tabi ki dünya ölçeğindeki böyle bir medeniyet hamlesine girişmenin ülke içindeki ön hazırlığı olarak şunların yapılması gerektiği kanaatindeyiz:

Bir, gıda güvenliğimiz temin edilmesi adına milli bir tarım hamlesi içine girilmesi;

İki, özelde ilkönce ülkemizde kullanılan aşılar incelemeye alınarak yerli aşıların üretilmesine başlanılmasını sağlayacak adımların atılması ve genelde ise biyolojik tıp alınında kamu iştiraki ile güçlü bir alt yapının oluşturulması; 

Üç, güvenlik teknolojisinde olduğu gibi diğer alanlarda da teknolojik açıdan yerli üretimin süratle teşvik edilmesi; 

Dört, ülke içindeki siyasi kültür farklılıklarını bir zenginlik olarak gören ve bu çerçevede daha sağlıklı politikaların geliştirilmesini sağlayan siyasi bir iklimin oluşturulması; 

Sonuncu olarak tüm bu atılımların sürekliliğini sağlayacak milli bir eğitim hamlesinin gerçekleştirilmesi. 

Tüm bu ifade edilen hususlar hayata geçirilerek Türkiye’nin beşeriyete açacağı yeni bir medeniyet penceresi, krizlerden ve kaoslardan bunalmış insanlığın büyük evi olan dünyanın, daha rahat nefes almasına fırsat sunacaktır.

Mustafa Güçlü
Anadolu-Sen Konfederasyonu
Genel Başkanı


 Okunma Sayısı : 248         27 Nisan 2020

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 176387

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.